Değişim Medya - SAĞLIK
Echomar Akademi başladı!
Echomar Akademi başladı!

Karadeniz Ereğli Echomar Hastanesi ‘nce Echomar Akademi etkinliklerinin birincisi, Diyabet Okulu başlığı altında gerçekleştirildi. Etkinlikte Dahiliye Uzmanı Dr. Mustafa Karaçöp, Diyabet konusunda son gelişmeler konusunda hastalar, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarını bilgilendirdi.

Echomar Hastanesi Başhekimi Nevzat Çimenoğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada Echomar’ın son bir yıldır büyük bir gelişim içinde olduğunu, yeni şeyler yapmak istediklerini ifade etti.

Bunun sadece doktorlarla sağlık çalışanlarıyla olmadığını ifade eden Çimenoğlu şöyle dedi:

“Biz bir bütünüz. Hastalar, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarıyla bir bütünüz. Hasta, hasta yakını ve doktor yakını arasında iletişimsizlik olduğunda bu sağlık hizmetine yansıyor. Sağlık hizmetinin daha etkili verilebilmesi için hasta, hasta yakını ve sağlıkçıların bilgili bir şekilde hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle böyle bir akademi açalım dedik. Hastalarımızı, hasta sahiplerimizi ve vatandaşlarımızı çeşitli konularda bilgilendirmeye çalışacağız. Mühim olan hastalığa yakalanmadan hastalığın önlenmesidir. Diyabet de bu hastalıklardan biridir. Sadece kullanılan ilaçlarla, tıbbi yöntemlerle değil, hastaların da kendi kendisini hastalıktan koruması gerektiğine inanıyoruz.

Son bir sene içinde hastane kapasitemizi arttırdık. 75 yatağa çıktık. Yoğun bakım yatağımızı 4’ten 23 sayısına çıkardık. Kalp Damar Cerrahi yoğun bakımını kurduk. Yoğun bakımın en üst aşaması olan 3. Basamağı açtık. Kalp tedavilerini, anjiyo, stent tedavilerini açtık. Kalp ameliyatlarımız başladı, By Pass ameliyatlarımız başladı. Bölgemizde bir ihtiyacı giderdik. Göz servisinde atak yaptık. Zonguldak’tan bir doçent hocamızı getirdik. Çok özel ameliyatlar yapılıyor. Göğüs hastalıklarımızda bir hocamız geldi. Bunları yaptık yine yataklarımız dolu, yoğun bakımlarımız dolu. Mühim olan hastalarımıza faydalı olabilmek. Ben bu akademimizin, ilk dersinin Ereğli’ye hayırlı olmasını diliyorum.”

KARAÇÖP’TEN “DİYABET” KONUSUNDA ÇARPICI BİLGİLER…

Dahiliye Uzmanı Dr. Mustafa Karaçöp de interaktif bir sunumla yaptığı konuşmasında şeker hastalığının insanların aldıkları şekeri hücre içine sokup değerlendiremediği, kanda şeker yükselmesinin yanı sıra hücre içi açlık demek olduğunu ifade etti. İnsanın milyonlarca hücreden oluştuğunu, her hücrenin bir fabrika olduğunu ifade eden Karaçöp şöyle dedi:

“Glukozun hücre içine sokulması için insülin diye bir madde var. Pankreas tarafından üretiliyor. Ya insülin yetersiz oluyor, ya da insülin bulunduğu halde dokularda etki etmiyor. İnsülin hücreye girmediği için hücreler görevini yapamıyor. Hücre içine girip yakılmayan kan şekeri, kanda büyük miktarda çoğaldıktan sonra kendine ait değişiklikler yapar. İdrardan fazla miktarda atıldığı için vücut suyunu atıp götürerek, hücre içi aç olduğu için sürekli açlık hissiyle, mikrobik olaylara cevapta eksiklik durumları ortaya çıkıyor.

Günümüzde şekeri 4 farklı türde görüyoruz. Tip 1 diyoruz, genelde 30 yaşından önce çıkan şeker hastalığıdır. Bir yükselir bir düşer, komaya yatkındırlar. Mutlaka insülin kullanılması gerekir. Şekeri yakamadıkları için yağları yakarlar, aseton gibi maddeler birikir, bunlar vücudu bozarlar.

Tip 2 diyabette 1985 yıllarda bulaşıcı olmayan bu türün çoğaldığını söylediğinde bunun ne olduğunu düşündük hepimiz. Günümüzde esas yaygın olan bu diyabettir. Bunun büyük bölümü insülin direncini oluşturan diyabettir.
Bir de ikincil diyabetler var. Pankreas hastalarında, pankeası alınanlarda, pankreasında demir birikenlerde pankreas çalışmadığı için diyabet gelişiyor. Bazı hormonal hastalıklar vardır. Onlarda insüline ters hormonlar fazla olduğundan şeker gelişiyor. Masum gibi görünen ciddi şeker geliştiren ilaçlar var kortizonlar, bazı idrar söktürücüler, son zamanlarda doku nakillerinde kullanılan ilaçlar var. Bunlar da şeker için potansiyel bir kaynak. Ama kullanmak zorundayız.

Esas bizi ilgilendiren diyabet nedir? Yüz hastamızdan 90’ını ilgilendiren insülin direncidir. Ana diyabetli, baba diyabetliyse neslin diyabetli olması yüzde elli ihtimal. Biri diyabetliyse yüzde yirmi. Çevresel faktörler var. Göbek tipi kilo alma. Bunun temelinde de hareketsizlik var. Eskiden analarımız çeşmeden su taşırdı, bulaşığı, çamaşırı kendi yıkıyordu. İnsanlar sabahtan akşama kadar çift sürerdi. Herşey otomasyon oldu. Biri bu . Biri de gıda. Hazır market diyetlerinde, özellikle Fastfood’larda unlu ve yağlı gıdalar bir araya geliyor, göbek de yaptıysa insülin direnci sendromu geliyor. Başlangıçta bunda Pankreasın günahı yok. Fakat üretilen insülin hücreye etki edemiyor. Burada pankreas daha fazla insülin yapmak zorunda kalıyor. Bu bizi şişmanlatıyor, tuzumuzu yükseltiyor, şekerimizi yükseltiyor, özellikle bayanlarda yumurtalık kisti yapıyor. Değişik şeker tipleri ortaya çıkıyor.

Şeker hastalıklarının bulgularında iki farklı şey var. Hücre şekerden faydalanmadığı için ortaya çıkan bulgular var: mikrobik ve mantar hastalıklarına direnci bozuluyor. Hasta sürekli yeme ihtiyacı duyuyor. Kanda yüksek şeker düzeyinin etkisine bağlı, bir aşamadan sonra vücut bunu böbreklerden koyverir. İnsanlar çok su kaybeder. Enfeksiyonlar olur. Çok susar bu tiptekiler. Tanıyı şeker hastalığının öyküsü olarak bakıyoruz. Ailede şekeri olan var mı. Ani kilo almış mı? Sık idrara çıkıyor mu. Karaciğer yağlanması var mı? Yüksek yoğunluklu trigliserit yüksekse uyarıcı oluyor. Açlık kan şekerine bakıyoruz. Sekiz-oniki saat açlıktan sonra şeker ölçüyoruz. İki günlük ölçümde 100-110 arasını normal kabul ediyoruz. İki günlük ölçümde iki kez 126’yı geçtiyse şeker teşhisi koyuyoruz. Bir seferde ikiyüzün üstünde çıkarsa onu da diyabetli olarak görüyoruz.

Şekerin getirdiği komplikasyonlar nedir? Vücut insülin alamayınca karbonhidratlı gıdaları yakamıyor. Onun yerine yağları harcamayı tercih ediyor. Bunda da asetatlar olmadığından toksik bir madde oluşuyor. Bu ağır bir tablodur. Mutlaka kliniklerde tedavi edilmesi gerekir. Yaşlılarda gördüğümüz durum da herhangi bir iltihabi durumda, ameliyat, travma gibi hadiselerde yüksek kan şekeri oluyor. Sekizyüz ila bine kadar çıkıyor. Bu da komaya gidişle gelir. Bu da akut bir komplikasyondur. Oral verilen şeker ilaçlarının fazla gelmesine bağlı şeker düşmeleri de olur. Bunlar da komada geliyor. Bunlara da hipoglisemik koma diyoruz. Esas şekerin geri dönüşü olmayan komplikasyonları oluyor. Bunlar iki türlü oluyor. Biri bildiğimiz felçler, ondan sonra kalp krizleri, kangrenler falan. Mikrovasküler komplikasyonlar da ufak damarların etkin olduğu böbrekler, gözler ve duyusal şeyler var. Şeker hastalarının ayaklarında bozulmalar olur sıcağı soğuğu bilmezler.”

KAYHAN, DİYABETTE BESLENME VE ÖNEMİNE DEĞİNDİ…

Kayhan, şeker hastalığında uygulanan beslenme tedavisi hakkında ise, Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Özge Kayhan açıklamalarda bulundu. Kayhan, Diyabette sağlıklı beslenmenin yaşam biçimi haline gelmesi gerektiğini vurguladı.

Kayhan yaptığı konuşmada “ Hastanemize bir yenilik katalım, halkımızı bilinçlendirelim istedik. Echomar Akademi’yi bu yüzden kurduk. Akademimizin ilk dersi Diyabet okulu. Programlarımız aylık olarak devam edecek. Sizinle farklı projelerle de diğer hastalıklarla ilgili sizi bilgilendirmek istiyoruz. Geldiğiniz için teşekkür ederiz,” ifadelerini kullandı.

Kayhan açıklamasında ayrıca, “Bizim yaşamımızı sürdürebilmek için belli başlı besin öğelerimiz var.

Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarımız ın günlük alması gereken, Karbonhidratlar, yağlar, vitaminler ve proteinler ve süt sağlıklı bir şeker hastasının yemesi gereken belli başlı besim öğeleridir. Bu Bu besin öğelerine dikkat ederek sağlıklı bir diyabetle yaşama sahip olabilirsiniz. Yeterli besin ve enerji bu öğeler sayesinde sahip olabilirsiniz” dedi.

SORULARI CEVAPLADILAR

Dahiliye Uzmanı Mustafa Karaçöp ve Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Uzmanı Özge Kayhan katılımcılardan gelen soruları da cevaplandırdılar.

Gerçekleştirilen Akademi Okulu’na Echomar Hastanesi Genel Müdürü Kaya Karatepe, Başhekim Nevzat Çimenoğlu, Başhekim Yardımcısı ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Tuğba Erdoğan, Başhemşire Arzu Cengiz Yıldırım, hemşireler, hastalar ve hasta yakınları katıldı.